aşındırmak

-i
1. aşınmak 的使动态: Bu taşlar ayakkabımın tabanını aşındırdı. 这些石头把我的鞋底磨薄了。
2. 侵蚀, 磨蚀
3. 转́ 常来常往(某个地方): Komşu kapısını aşındıracağına evinin işine bak. 你别总往邻居家跑, 还是去干好自己的家务事吧!Yıllardır mahkeme kapısını aşındırdı, yine birşeye muvaffak olamadı. 几年来, 他把法院的门槛都磨平了, 依然是毫无结果。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • aşındırmak — i 1) Aşınma işine uğratmak 2) mec. Bir yere çok gidip gelmek Mahkeme kapılarını aşındırdı. 3) kim. Cisimlerin aşınmasına yol açmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eşiğini aşındırmak — işini yaptırmak için bir yere çok gidip gelmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kapısını aşındırmak — (birinin) yanına çok sık gitmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gide gele yola aşındırmak — kız istemeye çok gidip gelmek …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • aşındırma — is. Aşındırmak işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eğelemek — i Eğe ile düzleştirmek, aşındırmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eşik — is., ği 1) Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak Sofaya açılan kapının eşiğine gelmişti. T. Buğra 2) Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer Adımlarını eşikten atarken saraydan ne vakit ve ne duygularla çıkacaklarını kendileri de… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kapı — is. 1) Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı 2) Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı. S. F. Abasıyanık 3) Tavla oyununda iki pul üst üste… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kemirmek — i 1) Sert bir şeyi dişleriyle azar azar koparmak Küçük bir fare bir şeyler kemiriyor. S. F. Abasıyanık 2) Aşındırmak, yemek Demiri pas kemiriyor. 3) mec. Bir şeyin içine işleyerek onu harap etmek İşte birkaç zamandır beynimi kemiren şüphe: Ben… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • üzmek — i, er 1) Üzüntü vermek Onu biraz üzerim ama zekâsına da bayılırım. S. F. Abasıyanık 2) Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak Odunlar eşeğin sırtını üzüyordu. Halikarnas Balıkçısı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yemek — 1. is., ği 1) Yemek yeme, karın doyurma işi Yemekten sonra gocuğuna sarar yatırırdı beni. N. Cumalı 2) Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam 3) Günün belli saatlerinde yenilen besin Yemek ya kahvaltıda ya da yemekte yenir. Arada bir …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.